Ne hakkında?

20 Eylül günü Salzburg’da Avrupa Birliği devlet ve hükumet başkanları “iç güvenlik” ve “yasadışı göç ile mücadele” konularını tartışmak için resmi olmayan bir zirve düzenleyecekler. Avusturya, 2018’in ikinci yarısından itibaren Avrupa Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi’ne başkanlık ediyor ve şu an yönetimde bulunan otoriter-muhafazakâr aşırı sağcı ÖVP-FPÖ hükumeti toplumsal tecrit politikasını dışarıya taşımak ve yine toplumsal kontrol ve disiplin politikasını AB düzlemine taşımak istiyor. Bu durum, bizlerin yani özgürlükçü, toplumsal sol muhalefetin, hükumete karşı geliştireceği protestoyu boyutlandırması için yeterlidir.

2015’ten bu yana Avusturya Hükumeti AB içinde göçe karşı en saldırgan pozisyonda duruyor ve örneğin, “Balkan rotası”nın kapanmasında en büyük sorumluluğu taşıyor. Bu politikanın sonuçları AB üstündeki etkisini hissedilir biçimde gösteriyor: Avrupa sınırlarının kapatılması, Türkiye ve Libya’daki milis güçler gibi otoriter rejimlerle iş birliği yapılmasından geçiyor. Bu politika, göç yolundaki insanlar için yıkım ve şiddetten başka bir sonuç doğurmuyor. Eğer AB devlet ve hükumet başkanları Salzburg’da AB’nin geleceği hakkında kendi otoriter ve göçmenleri dışlayıcı planlarını konuşacaksa, bizim de özgürlükçü sol olarak kendi varlığımızı göstermemiz ve bu duruma müdahale etmemiz gerekir.

Bizler, ne ölüm saçan Kale Avrupa’yı, ne başkaca sınır dışı etmeleri, ne de sözüm ona iç güvenlik politikalarını kabul ediyoruz. Sonuç olarak toplumsal kontrol, denetleme ve disipline etme planları yoksullaştırılan ve toplumun kıyısına itilen insanları hedeflemektedir. Biz, herkes için güzel bir yaşam talep ediyoruz. Liberal ve otoriter-milliyetçi bakış açısıyla birbirine düşürülen bir toplum istemiyoruz. Bu iki durum da kapitalist olağanüstü hal içinde birbirini tamamlıyor. Eğer en kötü sonucu engellemek adına ikisinden sadece birini engellemek tercih edilirse, sonuç olarak ikisini birden yaşamlarımızda bulmamız işten bile değildir. Bizler, geleceği yeniden kurmak istiyoruz. Gelecek ile ilgili planlarımızı kötü olanların ve gerici barbarlığın sürekli engellemesini kabul etmiyoruz.

Herkes için her şey, yeteri kadar var. Kimsenin daha fazla çaba göstermesi gerekmiyor. Salzburg’da toplumsal dayanışmanın olduğu bir dünya için sokağa çıkacağız. Yönetenlerin pazarlık masasında meze olmayan, aksine onlara karşı inşa edilen bir toplum için. Sizi de Salzburg’a, bu yolun bir parçasını birlikte yürümeye davet ediyoruz. Birlikte aşırı-sağcılığa ve otoriter yönetimlere karşı güçlü bir karşı duruş sergileyelim.

Toplumsal çelişkileri devrimci bir perspektifle ortadan kaldıralım!